TOPKAPI SARAYI GEZİSİ

17.Kasım.2014 Pazartesi günü 10 ABC sınıfları ile artık Sosyal Bilimler Zümresi için geleneksel olan Topkapı Sarayı gezimize gitmek üzere hazırlanıyoruz. Her yıl 10. Sınıfları Osmanlı devlet yönetim anlayışını yerinde ve yaşayarak öğretmek amacıyla klasikleşmiş olan Topkapı Sarayı gezimizi planladık.

Sabah ilk dersimizden sonra öğrencilerimizle birlikte servislerimize binerek Sultanahmet'e doğru yola çıktık. Şanslıydık, çünkü serin ama güneşli bir hava vardı. Sultanahmet'e servis araçları alınmadığından Gülhane Parkı'nın girişinde araçlardan inip bu güzel sonbahar gününde sarı yaprakları seyrederek saraya doğru yürüyüşümüzü yaptık. Topkapı Sarayı'na giriş işlemlerimizi tamamladıktan sonra müzenin kapısından bu büyük devletin yönetim merkezine giriş yaptık.

Öğrencilerime öncelikle Matbah-ı Amire'yi anlattım. Mutfakların bacalarının çok sayıda olması bizi; Osmanlı mutfaklarında pişen yemeklerin çeşitleri, lezzetleri ve çokluğu konusunda hayrete düşürdü.  Sarayın Birun ve Enderun kısımlarında ise bizi bambaşka bir dünya bekliyordu. Odaların hepsinin avluya açılan çadırlar gibi inşa edilmiş olması, bugünkü ev anlayışının çok dışında bir yaşam öğrencilerimi şaşırttı. Her bir birimin ısınmasının ocaklarla yapılması bu manzarası muhteşem ama çok rüzgar alan tepedeki yaşamın ağırlığını öğrencilerime hissettirdi. Hazine odalarındaki değerli taşlarla süslü paha biçilemeyen eserler, görkemli tahtlar, padişah kıyafetlerindeki ihtişam yine bana en çok soru gelen unsurlar oldular. Kutsal Emanetler odasında İslamiyet'in değerli eserlerini görmek, I. Selim tarafından Osmanlı Devleti'ne getirilen "halifelik" kurumunu öğrencilerimin gözünde somutlaştırmış oldu. Müzeye yeni eklenen "Saat Salonu" ise keyif ve merakımızı en yüksek noktaya ulaştıran alandı. Sergilenen saatlerin 12. ve 13. Yüzyıllarda ustalar tarafından el emeği ile yapıldığını düşünmek, hala çalıştıklarını hayretle seyretmek, sonraki yüzyıllarda yine ustalar tarafından yapılmış olan büyük masa ve oda saatlerini incelemek gezimizin en can alıcı noktası oldu.  Kubbealtı'nda yapılan divan toplantılarının anlatımın ardından, dünyaya hükmeden bir imparatorluğun evine de veda etme vaktimiz gelmişti.

Yüzyıllar boyunca padişahların, devlet görevlilerinin, yabancı devletlerin temsilcilerinin yürüdüğü yollardan sonbahar güneşini takip ederek hızlıca ayrıldık. Bu büyük saray ve açık hava gezintisinin acıktırdığı grubumuzun yeni rotası olan Sultanahmet Halkın Köftecisi'nde keyifli bir yemeğin ardından okulumuza döndük.